İSLAM’DA
İLME VE BİLİME DESTEK OLAN AYETLER ve
SÖZLER
Ayetler:
İLK
AYET -ALAK / 1-5. “Ey Muhammed!, İnsanı pıhtılaşmış kandan yaratan
Rabbinin adıyla OKU!
OKU! KALEMLE öğreten, insana
bilmediğini bildiren Rabbin,en büyük kerem sahibidir.”
ZÜMER/9- “De ki: Hiç
bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Şüphesiz, temiz
akıl sahipleri öğüt alıp düşünürler."
FATIR/28- “Allah’tan,kulları
arasında ancak bilginler korkar.”
BAKARA/269- “Kime hikmet
verilmişse şüphesiz ona çokça hayır verilmiştir.Bundan ancak akıl
sahipleri ibret alır.”
“Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılışında,
gece ile gündüzün ardarda gelişinde temiz akıl sahipleri için gerçekten ayetler
vardır.” (3/190)
“İşte biz, aklını
kullanabilen bir kavim için ayetleri böyle birer birer
açıklarız.” (30/28)
“
(Bu Kur'an,) Ayetlerini, iyiden iyiye düşünsünler ve temiz akıl sahipleri öğüt
alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.” (38/29)
CASİYE: 20- “Bu (Kur'an) insanların kalp gözünü açan bir nur,
kesin bilgi edinmek isteyen bir toplum için de hidâyet ve rahmettir.”
HADİS-İ ŞERİFLER: (Türkiye
Diyanet İşleri Yayn.Riyazü’s-Salihin-Seçme Hadisler)
“İlim elde etmek her Müslüman
kadına ve erkeğe farzdır.”
“İlim aramak için bir
tarafa yönelen kimseye Allah,cennet
yolunu kolaylaştırır.”
“Muhakkak ki alimler,
peygamberlerin mirasçılarıdır.”
“Hikmet(ilim), mü’minin
kaybolmuş malıdır,onu nerede bulursa
alır.”
“İlim öğrenmek,beşikten mezara
kadar farzdır.”
“ İLMİN YARISI, SORU SORMAKTIR.”
“Mahşerde alimin mürekkebi, şehidin
kanından Mizan’da daha ağır gelir.”
“ BİR SAATLİK TEFEKKÜR
(HİKMETLİ DÜŞÜNÜŞ ) 60 YILLIK NAFİLE İBADETTEN DAHA HAYIRLIDIR.”
“Alimin uykusu, cahilin
ibadetinden daha hayırlıdır.”
“İlim, Çin’de dahi olsa gidip
alınız.”
“Bir alim, bir konuda görüş bildirdiğinde
bu yorumu doğru ise 10 sevap, yanılır ise 1 sevap alır.”
* İlim – Din- KUR’AN İlişkisini Açıklayan Bazı Güzel Sözler (Son Asrın İlim VE Fen
Adamlarına Göre-İlim,Ahlak ve İman – R.
Balaban, Diyanet Yayn.)
"İlim, insanlığa, telgrafı,
elektriği, teşhisi ve bir takım hastalıkları tedavi çarelerini verdi. Din de ferdlerde ruhî sükûneti ve ahlâkî muvazeneyi te'min
eder.İlim ve din, kâinatın hazinelerini açmak için kullandığımız hakikî iki
anahtardır. İnsan ilimden istifade eder,
fakat din ile yaşar." (William James)
Geçtiğimiz
yıllarda ölen ünlü İngiliz bilim adamı Sir Fred Hoyle, hücredeki kompleks
yapı karşısında ortaya çıkan sonucu şöyle özetlemektedir:
“Aslında, yaşamın akıl sahibi bir Varlık
tarafından meydana getirildiği o kadar açıktır ki, insan bu açık gerçeğin neden
yaygın olarak kabul edilmediğini merak etmektedir. Bunun (kabul edilmemesinin)
nedeni, bilimsel değil, psikolojiktir.” (Fred Hoyle )
"Bir
tabiat kanununu ifade eden her formül, Allah'ı öven bir İlâhîdir." (Maria Mitchell)
"Hangi
sahada olursa olsun, ilimle ciddî şekilde meşgul olan herkes, ilim mâbedinin
kapısındaki şu yazıyı okuyacaktır: "İmân et!" İman, ilim adamının
vazgeçemeyeceği bir vasıftır." (Max Planck)
"Kâinatın
Yaratıcısına olan inanç, ilmi araştırmanın en kuvvetli ve en asîl muharrik
gücüdür." (Albert Einstein)
"Dinsiz ilim kör, ilimsiz din
topaldır." (Albert Einstein)
"İlim ile din, birbirini inkâr etmez,
bilakis tamamlar. Çünkü bunlardan biri
aklın, diğeri gönlün (kalbin) ışığıdır. Ve insan ne yalnız akıldan, ne de
gönülden ibarettir. Fakat hem akıl, hem de gönül sahibi bir varlıktır. Dinsiz
ilim belki aklı tatmîn eder, fakat muhakkak ki gönlü karartır. Nitekim ilimsiz
din de ruhu ve gönlü ışıtır, fakat aklı karanlıkta bırakır. Binaenaleyh,
insanlığın hayrı ve faydası, ne bugün olduğu gibi yalnız ilme bağlanmaktır, ne
de orta zamanlarda olduğu gibi yalnız dine sarılmaktır. Fakat her ikisine
birden sahip olmaktır." (Ali Fuad Başgil)
"Allahu
Teâlâ'nın mahlûklarını inceleyen fen adamları, O'nun büyüklüğünü herkesten iyi
anlarlar." (Fahreddin-i
Razî)
Kur’an-ı Kerim, hakkında
bilim adamlarının söylediği bazı sözler:
“İnsanın gelişimi hakkında Kur’an'daki ifadelerin açıklanmasında yardımcı olmak
benim için çok büyük bir zevk. Ben kesin olarak söylüyorum ki bu ifadeleri Hz.
Muhammed (sav)'e Allah vermiştir, çünkü bu bilginin çoğu pek çok yüzyıl
sonrasına kadar keşfedilmedi. Bu bana şunu kanıtlıyor ki, Hz. Muhammed (sav)
Allah'ın elçisidir.” (Prof. Keith L. Moore,
Toronto Üniversitesi anatomi ve hücre biyolojisi profesörü, seçkin bir
embriyolog ve pek çok tıp ders kitabının yazarı)
“... İnsan embriyosunun geçirdiği evreler kompleks olduğundan -ki
bunu gelişim sırasındaki sürekli değişim sürecine borçludur- Kur’an ve
sünnetteki deyimler kullanılarak yeni bir sınıflama sistemi önerilmiştir.
Önerilen sistem basittir, çok kapsamlıdır ve günümüzdeki embriyolojik bilgiyle
tam uyum halindedir.” (Prof. Keith L. Moore,
Toronto Üniversitesi anatomi ve hücre biyolojisi profesörü)
“Son dört yıldır Kur’an ve
hadislerle ilgili yapılan yoğun çalışmalar sonucunda, insan embriyosunu
bölümlere ayıran yeni bir sistem ortaya çıkmıştır ki, bu MS 7. yüzyılda
kaydedildiği için çok şaşırtıcıdır... Kur’an'daki açıklamalar MS 7. yüzyıldaki
bilimsel bilgiye dayalı olamazlar...” (Prof. Keith L. Moore, Toronto Üniversitesi anatomi ve hücre biyolojisi profesörü)
“Evrenin ortak kökeni
gibi konuları bilmesinin imkansız olduğunu düşünüyorum, çünkü bilim adamları
bunu son derece komplike ve gelişmiş
teknolojik metotlar kullanarak son birkaç yıl içinde bulabilmişlerdir…
1400 yıl önce nükleer fizik hakkında hiçbir şey bilmeyen bir kişi, örneğin;
yeryüzünün ve gökyüzünün aynı kaynaktan geldiğini veya burada tartıştığımız
diğer soruların cevaplarını kendi bulamaz.” (Prof. Alfred Kroner, Almanya, Mainz Üniversitesi jeobilim profesörü, dünyanın en ünlü jeologlarından)
“… Ben inanıyorum ki
Kur’an'da 1400 sene önce ifade edilmiş olan her şey doğrudur ve bilimsel yollar
ile kanıtlanabilir… Bu, tüm bilimleri bilen Allah'ın ilhamıdır. Böylece, şunu
söylemenin vakti gelmiştir, "Allah'tan başka İlah yoktur ve Hz. Muhammed
(sav) O'nun elçisidir".” (Prof. Tejatat Tejasen, Tayland, Chiang Mai
Üniversitesi embriyoloji ve anatomi departmanının başkanı)
“Kur’an birkaç yüzyıl evvel
gelmiştir ve ne keşfettiysek teyit etmiştir. Bu demektir ki Kur’an, Allah'ın
sözüdür.” (Prof. Joly Sumson,
jinekoloji profesörü)
BİRKAÇ BİLİMSEL İPUCU VEREN
AYETLER (Lise 3 Din K.A.B. Ders Kitabı-H.Algül)
-Evrendeki
eşsiz denge:
KAMER/49- “Şüphesiz biz her
şeyi bir ölçüye göre yaratmışızdır.”
-Yer çekim kanunu:
-RA’D/2. “Allah O’dur ki, gökleri direksiz
yükseltti.” -LOKMAN/10- “O, gökleri direksiz yarattı, onları
görüyorsunuz..”
-RAHMAN/7. “Göğü yükseltti ve mizanı(dengeyi)
koydu.”
-HAC/65- “Göğü de izni olmaksızın yere düşmekten O,
(koruyup havada) tutuyor. Şüphesiz Allah insanlara çok şefkatlidir, çok
merhametlidir.”
DİN VE BİLİM (Son Asrın İlim VE Fen Adamlarına Göre-İlim,Ahlak ve
İman – R. Balaban Diyanet Yayn.)
(Din K.A.B. Kaynak Kitap: Dr. Saim Kılavuz, Dr. Akif Köten) (Lise 3 Din K.A.B. Ders Kitabı-Prof.
Dr. Mehmet Aydın, M.Eğitim Yayn.)
(
TELEOLOJİK, FELSEFİK İSPAT) : I-Evren’de (Gezegen, hayvan, bitki v.b.) bir DÜZEN (Armoni) görmekteyiz..
II-{Madde’nin (Atom),
aklı olmadığına göre-} Hiçbir nesne KENDİ KENDİNE TESADÜFEN düzenli bir şeyi
ortaya çıkaramaz.Muhakkak ki düzeni,programı,planı ortaya koyan bir akıllı varlık ÖZNE olması
gerekir.Aklın ortaya koyduğu ”Her
düzenli şeyin bir Düzenleyicisi bulunur.” ilkesi vardır.Örn:sıra
düzenlidir ve bir planlayıcı öznesi olan
marangozu vardır,binayı,uçağı yapan bir mühendis olduğu gibi..(Çünkü
ağacın,çimentonun,demirin aklı olmadığına göre bu programı kendi kendine
tesadüfen oluşturamaz.)
III- O halde bu
evrene de bir düzen,uyum veren bir varlık olması gerekir ki –bu basit bir
varlık olamaz örneğin 150.000 km. kılcal damarı 1.5 m.’ye
insanoğlu BU DÜZENLE sığdıramaz.- O
da gözle görünmeyen her şeye gücü yeten yüce bir varlıktır ki O
da Allah’tır.
Akıl sahibi bir insan, dünyanın
tesadüfen oluştuğu gibi bir iddianın yanlışlığını ise kolaylıkla anlar. Kısacası aklını kullanarak düşünen her insan Allah'ın
varlığının delillerini tüm açıklığı ile görebilir. Bu insanlardan bir ayette şu
şekilde bahsedilir:
“Onlar, ayakta iken, otururken, yan
yatarken Allah'ı anarlar ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler.
(Ve derler ki:) "Rabbimiz, sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek yücesin,
bizi ateşin azabından koru." (Al-i İmran Suresi, 191)
Bu nedenle Allah, Kuran'da insanları çevrelerindeki yaratılış
delillerini düşünmeye ve incelemeye çağırır. Tüm evrende var olan sistemleri,
canlı ve cansız varlıkları inceleyen, gördükleri üzerinde düşünen ve araştıran
her insan Allah'ın üstün aklını, ilmini ve sonsuz gücünü tanımaya
başlayacaktır. Allah'ın insanları, üzerinde düşünmeye çağırdığı konulardan
bazıları ayetlerde şöyle bildirilmektedir:
“Üzerlerindeki göğe bakmıyorlar mı? Biz,
onu nasıl bina ettik ve onu nasıl süsledik? Onun hiçbir çatlağı yok. Yeri de
(nasıl) döşeyip-yaydık? Onda sarsılmaz dağlar bıraktık ve onda 'göz alıcı ve iç
açıcı' her çiftten (nice bitkiler) bitirdik. (Bunlar,) 'İçten Allah'a yönelen'
her kul için 'hikmetle bakan bir iç göz' ve bir anıştır. Ve gökten mübarek
(bereket ve rahmet yüklü) su indirdik; böylece onunla bahçeler ve biçilecek
taneler bitirdik. Ve birbiri üstüne dizilmiş tomurcuk yüklü yüksek hurma
ağaçları da.” (Kaf Suresi, 6-10)
“İnsan bir baksın, hangi şeyden
yaratıldı?” (Tarık Suresi, 5)
Örneğin, gözler üzerinde inceleme yapan bir bilim adamı, yalnızca insan
gözündeki kompleks sistemi gördüğünde bunun asla tesadüflerle, aşamalı olarak
meydana gelemeyeceğini hemen anlar. Biraz daha incelediğinde, gözün
oluşumundaki her detayın mucizevi bir yaratılışı olduğuna şahit olur. Gözün
birbiriyle tam bir uyum içinde çalışan onlarca ayrı parçadan oluştuğunu görür
ve onu yaratmış olan Allah'a olan hayranlığı kat kat
artar. Aynı şekilde evreni inceleyen
bir bilim adamı, kendini bir anda binlerce mucizevi dengeyle karşı karşıya
bulur. Sınırlarını belirlemenin mümkün olmadığı uçsuz bucaksız uzayda yer alan
milyarlarca galaksi ve bu galaksilerdeki milyarlarca yıldızın büyük bir uyum içinde
varlıklarını sürdürebilmesi ona büyük bir araştırma şevki verir.
Bunlardan dolayı, iman sahibi bir insan
bilimsel araştırmalar yapmak ve evrenin sırlarını öğrenmek konusunda, son
derece istekli ve kararlı olur.
Çağımızın en büyük dehası olarak kabul edilen Albert Einstein, bir
yazısında iman eden bilim adamlarının dinden aldıkları bu ateşleyici gücü şöyle
dile getirmiştir: "Ben şunu iddia edebilirim ki, dini, kozmik yönden
sezişler, bilimsel çalışmalarda çok daha kuvvetli hissedilmektedir.” Şüphesiz
ki bu duyguyu, bilimsel zihniyeti ile ilk kuranlar en kuvvetli sezmişlerdi.
Evrenin yapısını, bilimsel ve akılcı bir şekilde anlamak, insana en derin iman
duygusu verir.
Yıllarca mesai sonunda kavradıkları
evren anlayışı, Kepler ve Newton'a böyle derin duygular vermiştir. Johannes Kepler “Yaratıcı'nın eserlerindeki lezzeti tatmak
için bilimle ilgilendiğini” söylerken, tarihin en büyük bilim adamlarından biri
olan Isaac Newton ise “bilimsel araştırmalarını yapma çabasının
ardındaki sebebin Allah'ı bulup tanımak isteği olduğunu” ifade etmiştir.
A.Einstein, insanların hedeflerini
belirlerken dini gerçeklerden yola çıkmaları gerektiğini şöyle ifade etmiştir: “İnsanın gerçek hedefini din belirler.
Ancak hangi vasıtalara başvurulması gerektiği noktasında bilimin de söyleyeceği
şeyler vardır. Bilim, gerçeği eksiksiz öğrenmek isteyenler tarafından
şekillendirilip belli çerçevelere icra edilerek kurulur. Ama, temelde, bunun
kaynağında da büyük ölçüde yine din vardır. Ben derin bir imana sahip olmayan
herhangi bir bilim adamı düşünemiyorum.”
Dünyada öldükten sonra yok olacaklarına
inanıp Ahiret hayatını; Tanrı’yı ve
Tanrı’nın evreni-maddeyi yarattığını
inkar edenlerin söylediği sözler aşağıdaki ayetlerde de şöyle
belirtilmiştir.
SAFFAT:16- "Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik
olduğumuz zaman mı biz
tekrar dirilecekmişiz?" 18- De ki: "Evet, hem de sizler çok
aşağılanmış olarak (dirileceksiniz)."
İSRA: 98- “Bu onların cezasıdır! Çünkü onlar, âyetlerimizi
inkâr etmişler ve: "Sahi bizler, bir yığın kemik ve ufalanmış toz
olduğumuz zaman mı, yeni bir yaratılışla
diriltilmiş olacağız?" demişlerdir.
99- Onlar, gökleri ve yeri yaratan Allah'ın, kendilerinin aynı olan
insanları yaratmaya da kadir olduğunu görüp bilmediler mi? Allah onlar için
şüphe edilmeyen bir vâde takdir etmiştir. Fakat zalimler, inkârlarında yine de
ısrar ederler.”
CASİYE: 5- “Gece ile gündüzün değişmesinde ve Allah'ın
gökten bir rızk sebebi olan yağmuru indirip de onunla yeryüzünü ölümünden sonra
diriltmesinde ve rüzgârları yönlendirmesinde aklını kullanan bir
topluluk için nice deliller vardır.”
CASİYE 24- “Hem müşrikler dediler ki: "Hayat, ancak bu dünya
hayatımızdan ibarettir. Ölürüz ve yaşarız. Bizi ancak geçen zaman yokluğa
sürükler. Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, sadece
böyle zannederler.”
CASİYE 25- “Kendilerine âyetlerimiz açıkça okunduğu
zaman; "Eğer sözünüzde doğru iseniz atalarımızı diriltip getirin."
demekten başka söylenecek hiçbir delil yoktur.
26- (Ey Muhammed!) De ki: "Allah sizi diriltir. Sonra sizi o
öldürür, sonra da geleceğinde şüphe olmayan kıyamet gününde (diriltip) bir
araya toplar. Fakat insanların çoğu bilmezler.”